Haberler

Geri

“ Halkın sağlığı ile oynanıyor...”

2017-10-29

BASIN AÇIKLAMASI

Yaz Saati Oyunlarında Yeni Perde

Yargı kararıyla hukuksuz olduğu ortaya çıkan yaz saatinin kalıcılaştırılmasından vazgeçmeyeceğini açıklayan hükümet, yayımladığı Bakanlar Kurulu kararıyla 28 Ekim 2018 tarihine kadar yaz saatini uygulayacağını, bu tarihten sonra ise bütün yurtta saatlerin bir saat geri alınacağını bildirmiştir.

Aynı hükümet, bu hafta Plan ve Bütçe Komisyonu‘nda Bakanlar Kurulu‘na yaz saati uygulaması konusunda verilen sınırlı yetkiyi genişletmeye yönelik bir yasa değişikliğini Torba Yasa‘ya ekletmiştir.

Ya hükümet ne yaptığını bilmemekte ya da halkı ve yargıyı kandırmaya dönük bir oyun oynamaktadır.

Kamuoyu yanıltılıyor!

28 Ekim 2017 tarihi Resmi Gazete‘de yayımlanan Bakanlar Kurulu‘nun 23 Ekim 2017 tarihli kararıyla, hukuksuz olduğu tespit edilen 7 Eylül 2016 tarihli kararla başlatılan yaz saati uygulamasının devam ettirileceği açıklanmıştır. Bu kararda 28 Ekim 2018 tarihinde saatlerin bir saat geri alınacağı belirtilerek, yasadaki süre sınırına uyulduğu gibi bir görüntü yaratılmak istenmiştir. 

KARAR

MADDE 1 - (1) Gün ışığından daha fazla yararlanmak amacıyla;

a)7/9/2016 tarihli ve 2016/9154 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca bütün yurtta

saatlerin bir saat ileri alınması suretiyle başlatılan yaz saati uygulamasının devam ettirilmesi,

b)28 Ekim 2018 Pazar günü saat 04.00'ten itibaren bütün yurtta saatlerin bir saat geri alınması,

kararlaştırılmıştır.

MADDE 2 - (1) 7/9/2016 tarihli ve 2016/9154 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı yürürlükten kaldırılmıştır.

 

Kamuoyunda tepki çeken yaz saatinin kalıcılaştırılması uygulamasından sanki 2018 yılında vazgeçilecekmiş gibi algılama yaratmak üzere, yani hem yargıyı hem de insanları kandırmak amacıyla yapılmış bir düzenleme ile karşı karşıya bulunuyoruz. Bu bir niyet okuma değil, açıklanan bu karar ile Torba Yasa‘ya aynı gün ekledikleri yasa düzenlemesi arasındaki çelişkinin açık sonucudur.

Bakanlar Kurulu‘nun 28 Ekim 2018‘e kadar devam ettirip, bu tarihten sonra yaz saatini kaldıracağına ilişkin kararının tarihi 23 Ekim 2017‘dir. Aynı gün TBMM‘de Plan ve Bütçe Komisyonu‘nda görüşülen Torba Yasa‘ya 697 sayılı Günün Yirmi Dört Saate Taksimine Dair Kanun‘da değişiklik yapan bir düzenleme önergeyle eklenmiştir. Komisyonda yaz saati uygulamasının kalıcılaştırılması savunularak yasada değişiklik yapılmak istendiği, Danıştay‘ın farklı algılamasının önüne geçilmek istendiği söylenmiştir.

Bu maddenin uygulanmasına ilişkin düzenlemeleri yapmaya Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı yetkilidir.

MADDE 6 - 26/12/1925 tarihli ve 697 sayılı Günün Yirmi Dört Saati Taksimine Dair Kanunun 2 nci maddesinin ikinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

''Bakanlar Kurulu bir saati aşmamak kaydıyla ileri saat uygulaması yapmaya yetkilidir.''

Yaz saati uygulamasının tasarruf sağlamadığı tam tersine tüketim artışına yol açtığını resmi elektrik tüketim verileri açıkça gösterirken; ne olduğu, neye dayandığı ve veri setleri kamuoyuna açıklanmayan bir rapora dayanılarak tasarruf iddiasıyla yaz saatinin sürdürülmesinde ısrar edilmektedir. Bu inatlaşmanın vardığı nokta kamuoyunu ve yargıyı yanıltacak kararlar almaya kadar varmıştır. Saat ayarlarıyla ilgili yapılan tüm bu oyunları kınıyoruz.

Bir an önce bu oynamalara son verilerek, Türkiye‘nin enerji tüketimi açısından kamu yararını dikkate alacak şekilde ve tüm dünya ile saat uyumunu gözeten normal saat uygulamasına geçilmesini, tasarruf amacıyla yalnızca yaz aylarında yaz saati uygulanmasını istiyoruz.

Halkın Sağlığıyla Oynanıyor...

    Kış saatine geçilmemesinin toplum sağlığı üzerine olumsuz etkileri de muhakkak ki dikkate alınmalıdır. Güneş ışığından daha fazla yararlanarak enerji tasarrufu sağlamak amacıyla uygulanan “yaz saati”nin, kış aylarında da sürdürülmesinin enerji tüketimi açısından hiçbir ekonomik getirisi olmadığı gibi biyolojik saatin bozulması nedeni ile insan sağlığı üzerine ciddi olumsuz etkileri vardır. Toplumda depresyon, dikkat dağınıklığı, metabolik sorunlar başta olmak üzere pek çok hastalığın yanı sıra kazaların artışı, bu sağlık sorunları ile ilgili hastalık, ölüm ve sakatlıkların da artışı anlamına gelir. Yetkilileri, toplumun sağlığı ve geleceği üzerine etkileri olabilecek böylesi kararlarları alırken çok yönlü değerlendirmeye ve insan sağlığını her şeyin önünde bir değer olarak ele almaya davet ediyoruz.

Diğer Fotoğraflar