Haberler

Geri

100. YILINDA 14 MART TIP BAYRAMI PLAKET TÖRENİ

2019-03-14

TÖRENLE İLGİLİ NOT: 14 Mart Tıp Bayramı Plaket Törenine Samsun Valisi Sayın Osman Kaymaz, OMÜ Rektör yardımcısı Mehmet Ali Cengiz, OMÜ Tıp Fakültesi Dekanı Dr. Ayhan Dağdemir, Samsun İl Sağlık Müdürü Vekili Dr. Mehmet Kılıç katılmışlardır. Tören öncesinde Samsun Tabip Odası'nın ve Samsun Sağlık Tarihinin kronolojik olarak sıralandığı ve sunulduğu fotoğraf sergisi Samsun Valimiz Sayın Osman Kaymak tarafından gezilmiştir.

Tıp Fakültesi Dönem 5 öğrencisi Okan Can, Samsun Tabip Odası Başkanı Dr. Murat Erkan ve OMÜ Tıp Fakültesi Dekanı Dr.Ayhan Dağdemir ve Samsun Valisi Osman Kaymak törende konuşma yapmıştır.

Törende mesleklerinde 30,40,50 yılını dolduran hekimlere ve en yaşlı üyemiz olan meslekte 62. yılını dolduran hekime plaketleri sunuldu. Ayrıca Edebiyat alanında yazılı ve basılı eserleri olan 3 hekime ve yaptıkları çalışmalarla tıp bilimine katkıları olan iki hekime de çalışmalarından dolayı plaket sunulmuştur.

Samsun Tabip Odası'nın en yaşlı üyesi olan Dr. Şerafettin Avcıkurt'a meslekte 62. yıl plaketini Samsun Valimiz Sayın Osman Kaymak sunmuştur.

 

 

Samsun Tabip Odası Başkanı Dr. Murat ERKAN'ın 14 Mart Plaket Töreni Konuşması

            “14 Mart 1919’da İstanbul işgal altındadır. O gün tıp okulu öğrencileri işgali protesto ederler. Tıp öğrencilerinin protestosuna dönemin hekimleri de katılır. Böylece 14 MART 1919 bir özgürlük ve bağımsızlık hareketi olarak tarihimizde kutlanan ilk TIP BAYRAMI olur.”

            Başka hiçbir meslek grubunun tarihi böyle yazılmamıştır. 1919 yılı tıp öğrencilerinin ve dönemin hekimlerinin özgürlük ve bağımsızlık talepleri mensubu bulundukları hekimlik mesleğinden bağımsız düşünülemezdi.

            Çünkü hekimler özgür ve bağımsız bir ülkede halkın sağlıklı ve mutlu yaşayacağını bilirler.   Bilimsel öğretileri de bu doğrultudadır.  O nedenle hekimlerin işgale karşı olmalarına ve işgale karşı mücadelenin meşalesini yakmalarına şaşırmamak gerekir.

            Cumhuriyet tarihi boyunca hekimler özgürlükçü ve bağımsızlık yanlısı düşüncelerinden geri adım atmazlarken aynı zamanda demokrasinin, barışın, eşitliğin ve aydınlanmanın önemli temsilcileri de olmuşlardır.

 

            Bugün aynı zamanda tıp mesleğinin bilimsel çizgiye yönelişinin 192. yılı.

            Zorlu ve uzun bir eğitimin ardından mesleğe atılan hekimler yaşamları boyunca  bu zor  yolculuğu sürdürürler. Bu yolculuk, sadece mesleki alanda değil, her dönem Türk toplumunun aydınlanma ve çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşma ülküsünde de bizlere sorumluluk yüklemiştir.

            Bu doğrultuda bizler insanın, toplumun, ülkenin çıkarlarını ve mesleğimizin çıkarlarını dengeli savunmak ve bu dengede mesleki prensiplerimizi  sürdürmek durumundayız.

            Biz hekimiz, insana ve yaşama, kim olursa olsun, nerede olursa olsun, dil, din, renk, cins, siyasi görüş  ayrımı yapmadan eşit hizmet ederiz.

            Ettiğiniz yemin, yaşamınız boyunca ilk günkü tazeliğini koruyan, vicdanımıza bastığımız kutsal bir mühürdür.

            Mustafa Kemal Atatürk “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz” derken, Türk hekimlerine olan inancının yanında, bizler arasında olması gereken dayanışma ve güvene de vurgu yapmıştır. Çağdaş, laik, demokratik, hukuk devleti ve bağımsız Türkiye Cumhuriyeti kendi hekimine ve kendi halkına güvenle ancak böyle tecelli etmiştir.

            Bizler, bugün geldiğimiz nokta itibarıyla, soluduğumuz zaman diliminin sağlıklı bir topluma ihtiyacını bir görev sayıyoruz.

            Çünkü Biz hekimiz...

            Hak ve özgürlükler ve en temel olan yaşam hakkı çoğunluk ideolojilerinin tartışmalı değerlerine feda edilemez.

            Mesleğimize ilişkin biriktirdiğimiz bütün duyarlılıklarımız, ettiğimiz yeminle birlikte  halkımızın sağlık hakkına ilişkin değerler barındırır.

            Hakarete uğrasak da şiddet görsek de, canımızdan olsak da verdiğimiz hizmetin kutsallığını bilir ve yaşatmak için mücadele ederiz biz.

            Çünkü Biz hekimiz...

            Irk, dil, din, siyasi görüş ya da kimliğe bakmaksızın yaşam hakkını savunuruz, can almayız, can veririz biz.

            Çünkü Biz hekimiz...

 

           

            Türkiye sağlık ortamı bugün ne yazık ki sorunlar yaşamaktadır. Sağlıkta Dönüşüm Programının; özelleştirme, piyasalaştırma, parası olanlar için ayrıcalıklar yaratan, yoksullar için ise sağlık hizmeti almanın zorlaştığı bir program olduğu giderek daha görünür hale gelmiştir.

            Şehir hastaneleri; kamu kaynaklarının kötü kullanıldığı, geleceğimizin ipotek altına alındığı ve  sağlık hizmeti almanın zorlaştığı hastaneler halini almıştır. Daha da kötüsü bu hastaneler artık Sağlık Bakanlığı’nın hastaneleri değil, şirketlerin hastaneleri haline getirilmiştir.

            2019 Türkiye’sinde 1. Basamak sağlık hizmetleri istenen işlevine kavuşamamış, aşı gibi en temel sağlık hizmetlerinde sorunlar yaşanmaya başlanmıştır.

            Sağlık bugün tamamen paralı, üzerinden geçen her yıl ise daha pahalı bir hal almıştır. Bugün, randevu almakta dahil, sağlık hizmeti almak için 15 adet katkı payı ödemek zorunluluğu vardır. Sağlıkta cepten harcamalar yüzde 17’lere çıkmıştır. Şu an GSS primleri 2017 itibarıyla 22 Milyar lira fazla vermesine rağmen halktan katkı payları alımı artarak devam etmektedir.

            Hekim ücretleri; performans kıskacına alınmış, emekli maaşlarıyla ilgili son dönemdeki düzenleme ise yetersizliğinin yanında, karmaşaya ve eşitsizliğe neden olmuştur. 

            Tıp Fakülteleri; gerek ekonomik, gerek kadro olarak sıkıntı içindedir. Bunun karşısında da bilimsel olmayan, gerici sağlık uygulamalarının kapısı ardına kadar açılmıştır.

            Asistan hekimlerin çalışma koşulları, eğitimleri ve özlük hakları ile ilgili olumsuzluklar  devam etmektedir.

            Sağlıkta şiddet alabildiğince sürmekte, talep ettiğimiz yasal düzenlemeler ise dikkate alınmamaktadır.

            Tüm bu olumsuzluklara rağmen, sağlıkta bugün hala iyi şeylere tanıklık ediyorsak, bunda hekimlerin ülkelerine, halkına ve mesleklerine duyduğu büyük sevgi ve hürmetin önemli etkisi bulunmaktadır.

            Yönetim kademelerinde özveriyle, duyarlılıkla, sabırla çalışan çok değerli idarecilerimizin de katkılarını asla göz ardı edemeyiz.

 

             14 Mart 1919’da tıbbiyelilerin halkına duyduğu politik sorumluluk duygusu, 100. yılda yani bugün de devam etmektedir.

             Biz hekimler, yaşam biliminin temsilcileriyiz.

             Biz hekimler, insan sağlığının temsilcileriyiz.

            Biz hekimler; gericiliğe karşı bilimi,  zorbalıklara karşı demokrasiyi, özgürlüğü, barışı; eşitsizliklere karşı adaleti, halkın sağlık hakkını; hekimlerin yaşam ve mesleki haklarını 14 Mart 1919 bilinciyle savunduk, savunuyoruz ve savunmaya da devam edeceğiz.

                                                                                                         

                                                                                                           Dr. Murat ERKAN

                                                                                                  Samsun Tabip Odası Başkanı