Haberler

Geri

14 Mart Tıp Bayramı

2017-03-19

14 Mart tıp bayramı ATATÜRK anıtındaki törenin ardından OMÜ pembe salonda yapılan törenle kutlandı.Törende meslekte 30,40,50 VE 60. yılını dolduran hekimlere plaketleri takdim edildi.


14 MART KONUŞMASI TAM METNİ

14.03.2017

14 Mart’a girerken Türkiye sağlık ortamına ilişkin değerlendirmemiz,
2002-2016 yıları arasında Türkiye sağlık ortamında yapılan değişiklikler ana başlıklarıyla Genel Sağlık Sigortası(GSS) sistemi, Aile Hekimliği, Sağlık Bakanlığı’nın yeniden yapılandırılması,  Performansa dayalı ödeme sistemi, Birlikte kullanım modeli ve Sağlık Bilimleri Üniversitesi ve Kamu-özel ortaklığı modeli şeklinde süregelmiştir.
Genel Sağlık Sigortası ile; Prim sistemine dayalı yapı başlatılmış, Sağlık hizmetleri ile hizmetlerin finansmanı ayrıştırılmış, Temel teminat paketi daraltılarak yurttaşları hizmetler karşılığında ek ödeme yapmaya yöneltilmiş ve Prim borcu olanların sayısı giderek artmıştır.
30 Haziran 2016 itibariyle 25 yaşından büyük olup bir işte çalışmadığı ve geliri olmadığı halde GSS’li olarak tescili yapılan kişi sayısı 5 milyon 113 bin kişi. Bunların yalnızca 556 bini primlerini ödeyerek sağlık hizmetlerinden yararlanıyor, 4 milyon 556 bin 397 kişinin ise prim borcu bulunuyor. SGK GSS borçlarına karşın borç silme, taksitlendirme, faiz almama yada yapılandırma yoluna gitmektedir.
Bugün sağlık hizmetinden yararlanırken 15 farklı kalemde (istisnai sağlık hizmetlerinde 28) katkı payı (cepten ödeme) söz konusudur.
Sağlık Bakanlığı Sağlık hizmetinin üretilmesinden değil, sağlık piyasasını denetlenmesi ve düzenlenmesinden sorumlu rolünü üstlenmiştir.
2002-2015 yılları arasında hastane artış oranları özelde %107,4 üniversite hastanelerinde %40 iken Sağlık Bakanlığını bağlı hastanelerin artış oranı %11,8 de kalmıştır. Yani açılan her 10 hastanenin sadece 3 ü kamunundur. Kürek çeken değil, dümen tutan bir Sağlık Bakanlığı öngörülmüştür.
Kamu Hastaneleri Birlikleri üzerinden kamuda verimlilik ve maliyet etkinliğine odaklanan sağlık işletmeleri modeli uygulanmaya başlanmıştır.
Ancak Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumuna Bağlı Döner Sermaye İşletmeleri 2015 Yılı Düzenlilik Denetim Raporunda;   bu yapıların likit (kısa vadeli nakit akışı) durumlarının, kısa vadeli ödenmesi gereken borçlarını ödeme gücünün yetersiz olduğu, çok ciddi bir borç yükü altında, faaliyet durumu açısından etkin olmadıkları, yaptıkları iş ve işlemler sonucunda zarar ettikleri, mali durum ve işletme açısından yıllar itibariyle daha kötüleşecekleri, döner sermaye olarak faaliyet gösteren sağlık tesisleri için esasen ortada döndürülen bir sermayenin mevcut olmadığı belirtilmiştir.
Aile Hekimliğinde hedeflenen aile hekimi başına 2000-2500 nüfus hedefi hala tutturulamamıştır. 2015 yılı verilerine göre AH başına ortalama 3629 kişi düşmektedir.
Bir yıl içinde kişi başı hekime müracaat toplamda 2002 de 3,1 iken 2015 bu rakam 8,4 de çıkmıştır. Birinci basamak için hekime müracaat 2002-2015 aralığı için 1,1 den 2 ye,  2. ve 3. basamakta ise 2,7 den 5,7 ye yükselmiştir.
OECD ülkeleri arasında kişi başı yıllık hekime müracaat sayısı bakımından Türkiye 33 ülke arasında  7. Sıradadır.
OECD ülkeleri arasında yataklı tedavi kurumlarında “MR cihazı başına görüntüleme sayısında”  (14.214) Türkiye birinci sıradadır.
Yataklı tedavi kurumlarında yatan her 1000 kişinin 143 üne MR çekilmiştir. Bu OECD ülkeleri arasındaki en yüksek rakamdır.
2015 yılında acil servislere 111 milyona yakın başvuru yapılmıştır. Acil servislerdeki yoğunluk acil kapasitesinin çok üzerinde seyretmektedir.
Son zamanlarda Kamu-Özel ortaklığı modeliyle ve Şehir Hastaneleri adıyla Entegre Sağlık Kampüsleri kurulmasına başlanmıştır. İlk aşamada 17 ilde planlanan bu tesisler yap işlet modeliyle çalıştırılacak ve ağırlıklı olarak otelcilik hizmetleri ve müşteri memnuniyeti öne çıkarılacak ve ne yazık ki sağlanan memnuniyet de kaliteli sağlık hizmeti göstergesi olarak sunulacaktır. Böylece daha fiziksel olarak daha karmaşık, daha pahalı ve riskli bir yapılanmanın önü açılmış olacaktır.
Kamu-Özel ortaklığı; İngiltere örneğinden hareketle, hastaneleri işleten şirketlerin etkisiyle doktorların daha uzun çalışmasını daha fazla hasta bakmasını, daha fazla tetkik yapmasını,  “para getirmeyecek” hastaları başka yerlere sevk etmesini ve giderek daha az ücret almalarının önünü açacaktır.
2002 yılından bugüne tıp fakültesi sayısı iki kat artarak 85’ e ulaşmıştır. Toplam öğrenci sayısı da buna paralel artış göstermiştir. Pek çok fakülte altyapı ve akademik eleman bakımından yetersizdir. Nicelikle birlikte nitelik artamamaktır.
Özelde çalışan hekimler bugün için şirket kurmak zorundadır. Bu hekimlerin işçilikten kaynaklanan haklarının yok olması, aynı zamanda sosyal güvenlik haklarında zayıflamaya neden olmaktadır.
Sağlık alanı doğum kontrolünün engellenmesi, kürtajın yasaklanması, aşı karşıtlığı, helal kan ve ilaç üretimi, peygamber tıbbı, alternatif tıp ve manevi şifa gibi bilimsel olmayan yönlere itilmeye çalışılmaktadır.
2016 yılında 1970 işçi iş kazaları ve meslek hastalıklarından yaşamını yitirmiştir. İş sağlığı ve güvenliği alanında etkin sağlık ve güvenlik hizmetleri hala getirilememiştir
Sağlık alanında şiddet can alamaya ve can yakmaya devam etmektedir. Her gün 30 sağlık çalışanı şiddete maruz kalmaktadır. Samsun olarak Dr. Kamil Furtun ve Dr. Aynur Dağdemir ile bunun en önde gelen mağduru haline geldik. Sağlık ortamındaki şiddet, sıklıkla hasta ya da hasta yakınlarından sağlık çalışanlarına yönelse de, aslında burada hedefin sağlık sistemi olduğu açık olarak görülebilmektedir. Bu nedenle de, uygulanmakta olan sağlık politikalarını ele almadan gösterilecek hiçbir yaklaşım, sağlıkta şiddetin çözümüne yönelik etkili bir yol ortaya koyamayacaktır.
21 temmuz da başlanan ve iki kez uzatılan OHAL uygulamaları ve bunun getirdiği tedbirler özgürlüklerin kısıtlanmasına neden olmaktadır. Diğer taraftan OHAL de yayınlanan Kanun Hükmünde Kararnamelerle 1196 sı akademisyen toplam 2723 hekim kamudan ihraç edilmiştir. Bu ihraçlarla ilgili birey ve kamu yararı adına adil yargılama hakkı gözetilerek yargı süreçleri hızlı işletilmelidir.
Keşke bu 14 mart yeni bir başlangıcın ilk adımı olsa
Hastaya yeterli süre ayrılmasına yönelik çalışma koşulları
Çalışırken ve emeklilikte hekimlere insanca ücret
Sağlıkta şiddetin sona ermesi
Haksız ve hukuksuz ihraç edilen hekimlerin işlerine iadesi
Bu başlıklar dilek ve temennilerimiz olmakla birlikte aynı zamanda üzerinde kanun madde değişikliği önerileri de hazırladığımız başlıklardır.
14 Mart’a girerken Türkiye Sağlık ortamından izlenimlerimizin bir kısmı bunlar. Her şeye rağmen hekimler, yaptıkları işin hakkını tüm zorlukları aşarak vermeye devam etmektedir. Yazdığımız sayısız kahramanlık öyküleri çok bilinmese de bizler ettiğimiz yeminin, verdiğimiz sözlerin akıl ve bilimin doğrultusunda her zaman arkasındayız.
Saygılarımızla.

Dr.Murat Erkan
Samsun Tabip Odası Başkanı

Diğer Fotoğraflar