Haberler

Geri

Basına ve Kamuoyuna

2017-11-03

Basına ve Kamuoyuna,

İntihar, önlenebilecek bir davranıştır. Toplumda insanların intihara eğilimini artıran etkenlerin belirlenerek ortadan kaldırılması, ”birincil düzey önleme” hedefi olarak belirlenir. Tıbbın her alanında olduğu gibi, birincil önleme toplum düzeyinde de uygulanır ve bir hastalık ya da belirtinin ortaya çıkmasının engellenmesi en etkin yaklaşımdır.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, 2015 yılında Türkiye’de 3000’den fazla kişi intihar ederek hayatını kaybetmiştir. İntihar girişimlerinin ise bu sayının yaklaşık 20 katı olduğu tahmin edilmektedir.

Tüm bu veriler intiharın zaten günümüzde önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu açıkça göstermektedir.

Son günlerde bu önemli halk sağlığı sorununa bir başka boyut daha eklenmiştir. Adana’da Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Asistanı Dr. Ece Ceyda Güdemek, Batman Bölge Devlet Hastanesi'nde görevli Kalp Damar Cerrahisi Uzmanı Dr. Engin Karakuş, İstanbul’da tıp öğrencisi Yağmur Çavuşoğlu, aynı gün yaşamlarına son vermiştir. Ve yaşamını yitiren iki hekim de intihar notlarında ağır çalışma koşullarını dile getirmiştir

Ülkemizde 14 yıldır uygulanan Sağlıkta Dönüşüm Programı, sağlık sistemini piyasaya teslim ederek hekimlerin çalışma koşullarını bozmakta, özlük haklarını elinden alıp hekimlik değerlerini aşındırmaktadır.

Hekimlerin tüm karşı durma çabalarına rağmen, performansa dayalı ücretlendirme yöntemi, hekimliği piyasa koşullarına sürükleyerek hekimlik uygulamalarını tartışılır hale getirmiştir. Mevcut sağlık politikaları, hekimlerin iş güvencelerini ortadan kaldırmıştır. Sağlık alanında uygulanan sözleşmeli, esnek ve taşeron çalışma biçimleri mesleki değerlerimizin aşınmasının diğer nedenleridir.

İş güvencesi, iyi hekimlik yapmanın önde gelen koşullarındandır. İş güvencesi olmayan bir hekim, özgür olamaz ve hekimliğini icra ederken kendini baskı altında hisseder.

Hekimlerin büyük bir bölümü haftalık çalışma saatlerinin çok üzerinde çalışmaktadır. Asistan hekimler açısından bu durum, daha da büyük bir sorun haline gelmiştir;36 saat çalışma 12 saat dinlenme...

Hekimler açısından, yaşadıkları mesleki sorunları paylaşma ve çözüm üretme olanağı vermesi açısından son derece önemli olan ortak mekanlar, dinlenme odaları ortadan kaldırılmıştır.

"Uyku yok, dinlenmek yok; üstüne üstlük bu çabanıza saygı yok!

Hastadan ayrı, hasta yakınından ayrı saldırı, hakaret geliyor; ardınızda duran yok...

Angarya ne kadar iş varsa koşturuluyorsunuz; köle gibi çalıştırılıyorsunuz, yemeyi içmeyi hatta çişe gitmeyi unutuyorsunuz, bir de üstlerinizden hakaret, mobbing vesaire geliyor..."

Hastalarımıza sağlıklı yaşam önerilerinde bulunurken, bizler de sağlıklı koşullarda hizmet vermek istiyoruz.

Ama bir bakıyoruz, insan yaşamının sorumluluğunu üstlenerek, onurla sürdürdüğümüz meslek hayatımızda, bizlerden; yoğun ve yorucu koşullarda, uzun saatler çalışmanın ve mesleğimizi uygularken yaşadığımız duygusal-fiziksel yüklenmenin getirdiği yıpranmayla ve şiddete uğrama riski altında çalışmamız isteniyor. Güvencesizlikle yaratılan geleceğe ilişkin belirsizlik, uzayan atama süreçleri, ihraç edilme, güvenlik soruşturmalarının olumsuz çıkması gibi olumsuz beklentiler ve endişe içinde yaşamamız bekleniyor.

Umut dolu bir gelecek için yıllarını verdiği zorlu sınavlar ve eğitimlerden sonra kendini, yaşamını bu mesleğe adayan ve mesleğini yaşamıyla bir tutan bizler, işlemeyen bir adalet algısı, düzelmeyen olumsuz çalışma koşulları, baskıcı uygulamalarla tükenmişlik yaşamaktayız.

Yıllardır yaşadığımız koşulların, toplumda algılananın tam da aksine zorluğunu, sorunluluğunu yazılı ve sözlü anlatmaya çalıştık; anlaşılmadı.

Şimdi ise hekimler “ölerek” bir mesaj vermeye çalışıyorlar.

İçinde bulunduğumuz durumun vahameti daha nasıl anlatılabilir ki?..

“Bu sistem yanlış! Yorgunuz, eziliyoruz, ölüyoruz işte!"

Başta Sağlık Bakanlığı olmak üzere tüm yetkilileri, meslektaşlarımızın çığlığını duymaya, hayatlarını sonlandırmaya götüren koşullara ilgisiz kalmamaya davet ediyoruz. Geleceğimize sahip çıkıyor, tüm hekim arkadaşlarımızı bu zor günlerde birlikte olmaya, dayanışmaya ve bu olumsuz gidişi değiştirmeye davet ediyoruz.

Dr. Murat ERKAN

Samsun Tabip Odası Başkanı

Diğer Fotoğraflar