Haberler

Geri

Dr.Mustafa Özkesen: Hekime Rahat Ulaşılabilir Olması Sağlıkta Eşitlik Olduğu Anlamına Gelmiyor

2017-12-29

Samsun'un sevilen aile hekimlerinden Dr.Mustafa Özkesen ile aile hekimliği üzerine keyifli bir röportaj gerçekleştirdik.Kendisi aynı zamanda Samsun Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Aile Hekimliği Komisyonu'nda da görev almakta.


1-Öncelikle kendinizden ve yaptığınız işten bahseder misiniz?

Samsunluyum,1964 doğumluyum.Lise eğitimimi 19 Mayıs Lisesi’nde tamamladım.İstanbul Üniversitesi İstanbul(Çapa) Tıp Fakültesi 1987 mezunuyum.Daha sonra Gaziantep’de mecburi hizmet görevimi gerçekleştirdim.Tatvan’da askerlik yaptım.Sonrasında Samsun Havza ilçesinde 2,5 yıl çalıştım.1991 yılında Samsun Sağlık Müdürlüğü’ne geldim.On beş yıl Sağlık Müdürlüğü’nde idari şube hariç bütün kademelerde joker olarak çalıştım.Ağırlıklı olarak eğitim olan; aşı, ana-çocuk sağlığı, aile planlaması gibi birimlerde çalıştım.2007 Mart ayında aile hekimliğine geçmeye karar verdiğimde aile hekimliği ön eğitimini alıp bu işe adım attım.Başka bir deyişle on beş yıl tribünde oturduktan sonra sahaya döndüm.Tabi yaşımdan ötürü puanım da biraz yüksek olunca Samsun’da iyi bir yere geldim.Aile hekimliğinde on yılı doldurdum.
 

2-Neden aile hekimliğini seçtiniz?

Uzun süre Sağlık Müdürlüğü’nde çalıştım.Orada çalışırken işlerim buradaki gibi rutin halinde değildi.Bazen bir hafta bazen iki hafta çok yoğun çalışıp, ardından bir ay/iki ay daha az iş yaptığımız dönemler oluyordu.Tabi ki iş yoktu diyemeyiz ancak eğitim ağırlıklı olduğu için ‘daha fazla çalışayım,farklı işler yapayım’ denilebilecek bir pozisyon değildi.On beş yıl da zaten bunun için yeterli bir süreydi.Aile hekimliği de benim için buradan ayrılış imkanı oldu.Zaten eğitim ağırlıklı çalıştığım için on beş yıllık süreçte birçok sertifika aldım,kendimi geliştirdim.Aldığım sertifikaların, eğitimlerin faydasını görmeye devam ediyorum; aile hekimliği yaptığım süreçte de sahada uygulama imkanım oldu ve uygulamaya da devam ediyorum.

Yalnızca Sağlık Müdürlüğü’nde değil Türk Tabipleri Birliği’nde de Genel Pratisyenlik Enstitüsü’nde  eğitimci sertifikam var, belki de şu anda tıp fakültesi diplomamdan sonra elimdeki en değerli belge.Zaten bu işi yapıyordum ancak bu noktadan sonra daha profesyonel boyutta devam ettirebiliyorum.Zahmetli ve uzun eğitimdi; beş ya da altı modül vardı ve en kısa modül süreci beş gündü, sabahtan akşama kadar eğitimler alıyorduk.Ancak elde ettiğim sonuç beni çok mutlu etti, bu sebeple tıp fakültesi diplomamdan sonra elimdeki en değerli şey olarak görüyorum.
 

3-Mesleğinizle ilgili yaşadığınız sorunlardan bahseder misiniz?

Meslekle ilgili diğer hekimlerden ayrı diyebileceğim büyük bir sorun yaşamadım.Şunu söyleyebilirim; son dönemde artan hekime şiddet durumu var.Hemen hemen her hekim fiziksel veya psikolojik bir şekilde şiddet görüyor.Ama bu şiddet artık toplumun yapısında var olan bir durum; yani sadece hekime uygulanmıyor, toplumun geneline yayılmış.Tabi devleti temsil ettiğimiz düşünüldüğü için, devlete tepki gösteremeyen kesimin hekime bir şiddet eğilimi de var.

Aile hekimliğine özgü elbette çok sorun var, şimdi aile hekimliği sorunları desek belki destan gibi anlatabiliriz.Ancak bunlar benim için sürpriz sorunlar değildi.Bizim aile sağlığı merkezimizde 8 doktor var mesela bu açıdan birçok aile hekimine göre iyi durumdayız; acil durumlarda vesaire birimizin yokluğunu diğerlerimiz tolere edebiliyoruz.Ülkenin genelinde birçok aile sağlığı merkezinde bir ya da iki hekim var, bu da oralarda çalışan hekimler için problem yaratabiliyor.Büyük şehirlerde aile hekimlerinin buna ek olarak yer kiralama sorunu, çalıştırılacak eleman sorunu gibi sorunları var; onlarla mukayese edersek biz daha az sorun yaşıyoruz.

Türkiye’de aile hekimliğine geçiş yaklaşık 12-13 yıl önceydi, şimdi başa döndüğümüzde ilk başladığımız dönemdeki heyecanın kalmadığını görüyoruz.Heyecanımız azaldı, haklarımızın bir kısmı törpülendi ancak genel sağlıktaki sorunlara baktığımızda ikinci ve üçüncü basamak sağlık kuruluşlarındaki meslektaşlarımızın bizlerden çok daha fazla sorunları olduğunu görüyorum.Samsun Tabip Odası’nda da yönetim kurulunda olmam sebebiyle olaylara biraz daha geniş perspektifli bakabiliyorum.

Vatandaşın sağlık hizmetine ulaşma imkanının artması acaba kaliteyi de arttırdı mı sorusuna pek de evet diyemiyoruz şu dönemde; yani vatandaş aile hekimine çok kolay ulaşabiliyor ama bir ikinci ya da üçüncü basamak hekimine bu kadar rahat ulaşamıyor.Dolayısıyla vatandaş bir yerden sonra özel hastanelere ve özel üniversitelere belirli bir ücret ödemek durumunda kalıyor; bu da sağlıkta eşitsizliği ortaya çıkarıyor.Ancak aile hekimliğinde herhangi bir ücret olmadığı için(yalnızca reçete ücreti var) maddi durumu daha kısıtlı olan vatandaşın ilk tercih ettiği yer oluyor.Sosyal imkanı olmayan,sigortası olmayan vatandaş ise daha büyük sorunlar yaşıyor.Dolayısıyla hekime rahat ulaşılabiliyor olması aynı zamanda sağlık hizmetinde eşitlik olduğu anlamına gelmiyor.
 

4-Halkın aile hekimlerinden beklentileri nelerdir?Sizce halk yüksek beklentiler içerisinde mi?

Halkın hekimlerden beklentisi her zaman yüksektir.Biz elbette vatandaşın taleplerine elimizden geldiğince cevap veriyoruz ama yanı sıra ne talep etmeleri gerektiğini de öğretmeye çalışıyoruz, çünkü ne isteyeceklerini hâlâ bilmiyorlar.Aile hekimliğinin zaten en büyük katkılarından biri öğreti, zaten gelen hastayı bir şekilde tedavi ederek elindeki talebe cevap veriyoruz ancak daha önemlisi talep öğretisi halindeyiz.Daha önce de dediğim gibi hekime ulaşmada bir kolaylıkları var ancak yanlış bilgi, yanlış yönlendirme sonucu oluşan fazla veyahut eksik beklentiyi standardize etmek bizim elimizde diye düşünüyorum.
 

5-Aile hekimliği yaptığınız süreçte unutamadığınız bir anınız var mı?

Her gün farklı insanlarla farklı anılar biriktiriyoruz elbette ama aklımda kalan komik bir anımı anlatayım, çok yerde de anlatırım.Aile hekimliğimin ilk senelerinde bir gün bir hasta geldi, ilk defa geliyordu dolayısıyla tanışma süreci yaşıyoruz.Tabi benim biraz hastayla iletişimi her zaman sıkı ve samimi tutuyor oluşum, karşı tarafın da anlatması vesaire bir sohbet halindeyiz.Bir yandan hastalığından konuşmaya çalışıyorum, bir yandan işte klasik tanışma sohbetleri nerelisin, kimlerdensin, ne iş yaparsın tarzı karşılıklı sorular soruyoruz.Konu sürekli hastalığından sapıyor ben tekrar oraya getirmeye çalışıyorum,aklımdan anamnez(hasta öyküsü) almaya çalışıyorum.Muhabbet, hastalık derken uzun süre samimi sohbet devam etti.En sonunda hastadan bir tahlil isteyeyim dedim, çünkü anamnez çok dağınık olmuştu.Beyefendiye sordum: ”Karnınız aç mı?” diye(Kahvaltı etmemiş ise aç karnına tahlil yapmaya niyetliydim), tabi samimi sohbet etkisiyle mi artık bilemiyorum ”Yok hocam teşekkür ederim, yeni kahvaltı edip geldim.” cevabını verdi.Ona kahvaltı ısmarlayacağımı zannetmişti kendince, tabi afalladım bir süre ama bozuntuya vermedim.Hasta da sonrasında dağıldı baya.Ben de konuşmayı severim ama o an tutulup kaldım bir süre; gülemedim, ne diyeceğimi bilemedim, dışarıda bir sürü hasta bekliyor bir yandan onu düşünüyorum.Yani unutamadığım bir anıdır, aklıma her geldiğinde de birilerine anlattıkça da tekrar gülerim.
 

6-Samsun Tabip Odası Aile Hekimliği Komisyonu’ndasınız.Bu komisyon ne gibi işler yapıyor?

Evet bu komisyondayım aynı zamanda da yönetim kurulundayım.Ancak bu komisyon pek hayal ettiğimiz gibi işlemiyor.Biz daha aktif olmasını ve şehirdeki aile hekimleriyle daha sıkı bir ilişki içerisinde olmayı hayal etmiştik. Ancak aile hekimliğini temsil eden, Samsun Tabip Odası’ndan bağımsız bir Aile Hekimleri Derneği de var.Onlar daha çok sahip çıkıyor, biz de onlarla birlikte işler yapma çabasındayız.Bu derneğin kurucuları da aile hekimliği yaptığı için çok zamanları olmuyor, biraz zaman gerektiren işler bunlar.Elbette ilerleyen dönemde ortak yapacağımız işler olacaktır.
 

7-Peki aile hekimi olmak isteyen doktor adaylarına ne önerirsiniz?

Ben kesinlikle tıp eğitim sürecindeki arkadaşlara aile hekimi olsunlar derim.Yani bizim mesleğimizde hekimlerin çoğu benim bölümümü seçmeyin, zordur vesaire söylemlerde bulunur; ben bunu demiyorum.Ama aile hekimi olmak hedefinde olanlar Toplum Sağlığı/Halk Sağlığı stajını çok dikkate alarak ilerlesinler.Eğer aile hekimi uzmanı olacaklarsa yanına bir de Halk Sağlığı Doktorası koymalarını öneriyorum.Aile hekimliği birçok branşa göre daha bütüncül; yani her şeyle ilgileniyoruz, toplumla daha çok iç içeyiz,ailelerin içinden biri oluyoruz zamanla.Dolayısıyla bir aile hekimi kesinlikle halk sağlığıyla ilgili genel/özel birçok bilgiye sahip olmak zorunda.
 

 

Kaynak: www.akliburada.com

Diğer Fotoğraflar