
HAKLARIMIZ İÇİN, EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ'NDE BEYAZ NÖBETTEYİZ.
Değerli Basın Emekçileri…
Ve çok değerli yurttaşlarımız…
Lütfen duyun sesimizi…
Geçinemiyoruz!!!
Türkiye, bütün kaynaklarını yandaş holdinglere peşkeş çeken ekonomi politikalarının bedelini hayat pahalılığı, enflasyon, işsizlik, zamlar, TL'nin değer kaybı olarak ödüyor.
Elektrik, doğalgaz, akaryakıt, bütün ihtiyaç maddelerine gelen zamlar, emeğiyle geçinen tüm toplum kesimleri gibi bizlerin de alım gücünü sürekli olarak düşürüyor ve ay sonunu zor getiriyoruz.
Her geçen gün daha yoksullaşıyor, daha çok borçlanıyor, yaşamakta zorlanıyoruz.
Sağlık “Reformu” Çöktü…
Yıllarca “Hastane kuyruklarını kaldırdık” diye siyasi propaganda yapanlar, oylarınızı alanlar şimdilerde ise günlerce, haftalarca hastanelerden randevu bile alınamaması ile ilgili sessiz kalmaktadır.
İktidarın medar-ı iftiharı Sağlık “Reformu” tam anlamıyla iflas etmiş Sağlık Bakanı da dahil hiçbir iktidar mensubu bu konuyu ağzına dahi almamaktadır.
Çöken sağlık sisteminin altında en çok ezilen ise biz hekimler olduk.
Mesleğimiz değersizleştirildi, emeğimiz ucuzlatıldı; kötü çalışma ortamlarında, ağır çalışma koşullarında düşük ücretlerle çalışmaya zorlandık.
İktidarın “Reformu”nun tek kazananı “sağlığın patronları” olurken bizler özel hastanelerin güvencesiz, geleceksiz çalışan ucuz işçilerine dönüştürüldük.
Mesleki saygınlığımızı hedefe koydular…
İktidar sahipleri yıllardır “Hekimlerin eli hastaların cebinde”, “Doktor efendi dönemi bitti” sözleriyle hastaları hekimlere karşı kışkırttı, mesleki saygınlığımızı yok ettiler.
Yirmi yıldır uygulanan “Sağlık Reformu” sonrasında “Sağlıkta Şiddet”, artık günlük yaşamımızın bir parçası oldu.
Kamu veya özel farketmeksizin hastaneler, Aile Sağlığı Merkezleri (ASM), Toplum Sağlığı Merkezleri (TSM), aciller, poliklinikler, servisler, ameliyathane önleri birer şiddet mekanına dönüştü.
Her gün saldırıya uğruyor; darp ediliyor, yaralanıyor, öldürülüyoruz.
Sabah evimizden çıkarken akşam evimize sağ salim dönebilmenin endişesini yaşıyoruz.
Her gün hiçbir dayanağı olmayan SABİM şikayetlerine cevaplar yazmak zorunda bırakılıyor; liyakatsiz atanan yöneticilerin mobbingine uğruyor; komisyonların hukuksuz dayanaksız kararları ile mesleğimizden alıkonuluyoruz.
Ağır çalışma koşulları, düşük ücretler, şiddet, mobbing, mesleki saygınlık kaybı mesleğimizi çekilmez hale getiriyor, genç meslektaşlarımız okullarını bitirir bitirmez yurtdışına gitmeye çalışıyor.
Onlar “Başarı Hikayesi” Anlatıyor, Biz Ölüyoruz
COVID-19 pandemisi iki yılı dolduruyor. Türkiye salgının bedelini en ağır ödeyen ülkelerden biri. Vaka sayıları itibarıyla dünyada yedinci sırada yer alıyor. Ölüm sayıları resmi rakamlara göre dahi 85 bini geçti, gerçekçi tahminlere göre 250 bine yakın insanımızı kaybettik.
Salgının başlarında üç maskeyi dağıtmayı,aşıyı toplumla buluşturmayı yap(a)mayanlar; toplum sağlığı için gerekli önlemleri almayanlar, şimdilerde ise bütün önlemleri kaldırdılar. Hemen her şey salgın öncesine dönmüş durumda. Sağlık Bakanı ise tüm sorumluluğu topluma yükledi, bütün bu yaşananların sorumlusu değilmiş gibi sadece tweet atıyor.
Pandeminin başından beri “SALGIN”ı değil “ALGI”yı yönetmeyi tercih edenler hala “başarı hikayesi” anlatıyorlar. Oysa biz ölüyoruz...
Eksik, yanlış, tutarsız politikalar, alınmayan önlemler, yerine getirilmeyen tedbirler yüzünden ölüyoruz!..
Karanlığa Karşı Önlüğümüzün Beyazına, Özlük Haklarımıza, Halkın Sağlık Hakkına Sahip Çıkıyoruz
Türk Tabipleri Birliği ve Samsun Tabip Odası olarak Ekim ayından bu yana özlük haklarımız ve geleceğimiz için yeni bir eylem sürecindeyiz. Beş aydır haklarımız için sağlık kurumlarında ve alanlardayız.
23-27 Kasım tarihlerinde İstanbul'dan Ankara'ya “Beyaz Yürüyüş”te, 27 Kasım'da Ankara'da “Beyaz Forum”da taleplerimizi dile getirdik.
Taleplerimizi karşılamasa, eşitsiz ve yetersiz de olsa hekimlerin ücretlerinde iyileştirme getiren bir teklif bütün siyasi partilerin desteğiyle Aralık ayı başında Meclis'ten geçti. Bizatihi Cumhurbaşkanı ve Sağlık Bakanı da kameraların önünde hekim ücretlerinin arttırılacağını açıkladılar.
Sonra?..
Ya sonra…
Sonrası her zaman ki ali cengiz oyunu, algı operasyonu..
Nasıl?
Düzenleme önce Komisyona sevk edildi, sonra da tamamen geri çekildi. 15 Aralık'ta bütün Türkiye'de, bütün sağlık kurumlarında G(ö)REV ile tepkimizi gösterdik. O gün bütün sağlık kurumlarının bahçelerini beyaza boyadık, hekimlerin gücünü, birlik olduklarında seslerinin ne kadar güçlü çıktığını duymak istemeyenlere haykırdık; bizi görmek istemeyenlere emeğimizin gücünü gösterdik.
“Ocak ayının ikinci haftasında yeni bir düzenleme getireceğiz.” sözü verildi…
Ne var ki yine tutulmadı, tutulmuyor… Sözler sadece lafta kalıyor… ve yine, yeniden sözler tutulmuyor…
Peki susacak mıyız?
Bizi oyalamalarına izin verecek miyiz?
Emeğimizin, mesleğimizin karşılığını istemekten vazgeçecek miyiz?
Hayır!
Hayır! Binkere Hayır!
“Vazgeçmiyoruz; Oyalama Değil, Hakkımız Olanı İstiyoruz!” diyerek emeğimize, geleceğimize sahip çıkmaya devam ediyoruz.
Hep birlikte devam ediyoruz.
Sonuç alıncaya kadar devam ediyoruz.
4 Şubata kadar Hakkımız olanı almak için, tasarının meclise gelmesi için
Beyaz Nöbetteyiz!
Tıpkı burada olduğu gibi…
Yasal düzenlemeler yapılıp hakkımız verilmediği takdirde…
İşte o zaman…
EMEK BİZİM, SÖZ BİZİM diyoruz…
Ve….
8 Şubat'ta Beyaz G(ö)REV'deyiz!
Tekrar uyarıyoruz…
Uyarıyoruz: Emeğimiz ve haklarımızın karşılığını almak için mücadelemiz büyüyerek devam edecek. Bu G(ö)REV, taleplerimizin yerine getirilmesi için yapacağımız son, tek günlük G(ö)REV olacak. Başta öncelikli/acil olanlar olmak üzere bütün taleplerimiz kabul edilmediği takdirde G(ö)REV eylemlerimiz devam edecek!
Hekimler İçin 10 Acil Talep
TÜM YURTTAŞLARIMIZA ÇAĞRIMIZDIR…
EĞER BEYAZ NÖBETLERİMİZ KARŞILIK BULMAZSSA 8 ŞUBAT 2022 TARİHİNDE 1 GÜN SÜREYLE ACİL DIŞINDA SAĞLIK HİZMETİ SUNMAYACAĞIZ…
HEKİMİNİZE LÜTFEN DESTEK OLUN VE 8 ŞUBAT GöREV EYLEMİNE MECBUR KALIRSAK, O GÜN SAĞLIK HİZMETİ TALEP ETMEYİN…
MÜCADELEMİZ HEPİMİZ İÇİN…
DAHA AYDINLIK DAHA SAĞLIKLI VE DAHA MUTLU TÜRKİYE İÇİN…
Türk Tabipleri Birliği
Samsun Tabip Odası









