
İstanbul İl Sağlık Müdürlüğü’nün hastane başhekimliklerine yazdığı yazıda; Sağlık Bakanlığı Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü’nün 04.08.2025 tarihli “Memurların Çalışma Süreleri” konulu yazısında sağlık hizmetlerinin kesintisiz sunumu ve çalışma düzeninin ilgili mevzuata uygun olarak yürütülmesi hususunda gerekli tedbirlerin alınmasının istendiği ifade edilmiş; bu kapsamda o bölgede tüm kamu hastanelerinde uygulanmak üzere ameliyathane ve endoskopi ünitelerinin en az %25 kapasitesinin hafta içi günlerinde saat 22.00’a kadar, Cumartesi ve Pazar günleri ise 08.00-17.00 saatleri arasında aktif olacak şekilde planlanacağı, personel planlamalarının kesintisiz hizmet sunumunu sağlamak amacıyla vardiya ve/veya surtime sistemi esas alınarak yapılacağı, gerekli cerrahi, endoskopik, anestezi ve destek hizmeti personelinin bu plana göre görevlendirileceği belirtilmiştir. Bu faaliyetin izlenmesi için de planlama ve görevlendirme listelerinin Kamu Hastaneleri Hizmetleri Başkanlığı-4 İstatistik Analiz ve Raporlama Birimine iletilmesi istenmiştir.
Sağlık Bakanlığı, geçmişten bugüne kadar zaman zaman ikinci ve üçüncü basamak sağlık tesislerinde hizmetin normal mesai saatleri dışında da verilmesi suretiyle “hizmette sürekliliği ve kolay erişimi sağlamak” şeklinde ortaya koyduğu amaç için bir takım mevzuat düzenlemeleri yapmıştır. Bu düzenlemelerden olan Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği’ne göre başhekim, sağlık hizmetlerinin sürekliliği ve kesintiye uğramaması amacıyla personel sayısını da dikkate alarak vardiya ve nöbet gibi hizmetlerde farklı çalışma saatleri belirleyebilmektedir. Mesai kaydırması veya vardiya şeklinde yapılan çalışmalar mesai dışı çalışma olarak değerlendirilmemektedir.
Hekimlere ve diğer sağlık çalışanlarına mesai içi ve mesai dışı yapılacak ek ödemenin ne şekilde yapılacağını düzenleyen Sağlık Bakanlığı Ek Ödeme Yönetmeliğinde “Mesai dışı çalışma: Nöbet ve icap nöbetlerinde yapılan çalışmalar ile mesai saatleri içinde yapılan çalışmalar hariç, Bakanlıkça belirlenen mesai içi genel tıbbi işlem puanı eşiğini aşan tabipler ile görev verilen diğer personelin, başhekimlikçe belirlenen çalışma zamanlarında yapılan çalışma”, “Mesai içi çalışma: Mesai saatleri içinde yapılan çalışmalar ile nöbet ve icap nöbetlerinde yapılan çalışma” şeklinde tanımlanmıştır. İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünün yazısında belirtilen “surtime” çalışmanın normal mesaisine ek uzamış bir çalışma olarak fazla çalışmayı ifade ettiği düşünülmekle birlikte mevzuatta böyle bir adla çalışma şekli bulunmamaktadır. Burada normal mesai süresini aşan kısım için mesai dışı çalışma hükümleri uygulanacağı anlaşılmaktadır.
Yine bu düzenlemelerden olan ve 01.06.2024 tarihinde değişikliğe uğrayan Sağlık Tesislerinde Mesai Dışı Sağlık Hizmet Sunumu Usul ve Esasları’na göre “Mesai dışı çalışacak personel gönüllülük esasına göre ve talebi doğrultusunda belirlenir. Tabip ve diğer personelin çalışma gün ve sürelerine ilişkin takvimin oluşturulmasında ilgili personel ile işbirliği içerisinde karar verilir.” Bununla birlikte rızanın nasıl üretileceği, ayrı bir konu ve zaman zaman problem olarak karşımıza çıkma potansiyeli taşımaktadır.
Öte yandan gönüllülük esasına dayalı olsa dahi hekimlerin çalışma şekilleri ve süreleri, haklarını ihlal etmeyecek şekilde düzenlenmeli, Anayasada düzenlenen kişinin maddi manevi varlığını koruma, geliştirme, aile birliğini sürdürme, dinlenme ve sağlık hakkının korunması gözetilmelidir. Uzun süreli çalışma planlamalarında sağlığının korunması hakkı ihlal edilen sadece sağlık çalışanları değil, aynı zamanda sağlık hizmeti sunulan toplumdur. Aşırı çalışma saatleri ve kesintisiz çalışma; sağlık hizmetlerinin sunum ve niteliğini olumsuz etkileyecek, büyük bir özen ve dikkat gerektiren sağlık hizmeti sunumu esnasında mesleki hataların gerçekleşmesine ve hastaların zarar görmesine yol açabilecektir. Bu nedenle sağlık hizmetinin yoğun emek ve azami dikkat gerektiren ve yaşamsal sonuçlar doğuran bir hizmet olduğu hatırda tutulmalı, yaratacağı hata riskiyle beraber kendisinden beklenen kamu yararını sağlamayacak şekilde aralıksız çalışma getiren uygulamalardan kaçınılmalıdır.
Avrupa Konseyi tarafından 1996 yılında kabul edilen ve ülkemiz tarafından 6.10.2004 tarihinde imzalanan ve 3.10.2006 günlü Resmi Gazetede yayımlanan 5547 sayılı Kanun ile onaylanarak, Anayasanın 90. maddesinin son fıkrası uyarınca iç hukukumuz yönünden kanun hükmünü alan Avrupa Sosyal Şartının 1. bölümünde, tüm çalışanların adil çalışma koşullarına sahip olma haklarının bulunduğu belirtilmiş, 2.bölümünün 2.maddesinde aktif tarafların adil çalışma koşulları hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere verimlilik artışı ve diğer etkenler izin verdiği ölçüde haftalık çalışma süresinin tedricen azaltılmasını öngören makul günlük ve haftalık çalışma saatleri sağlamayı, 3.maddesinde ise tarafların, güvenli ve sağlıklı çalışma koşulları hakkının etkin biçimde kullanılmasını sağlamak üzere güvenlik ve sağlık alanlarında yasal düzenlemelerin uygulanmasını sağlamayı taahhüt ettikleri belirtilmiştir. Söz konusu uygulama bu taahhütlere aykırı olacaktır.
Nitekim geçmişte de Sağlık Bakanlığı tarafından, durumları acil sağlık hizmet sunumunu gerektirmeyen ancak çeşitli sebeplerle mesai harici veya genel ve resmi tatil günlerinde hastanelere başvuran hastaların muayene, tetkik, tahlil ve tedavi taleplerinin karşılanabilmesi amacıyla ihtiyaç duyulan il ve ilçelerde mesai dışı poliklinik uygulamasına geçilmesi için 2010/6 sayılı "Mesai Dışı Poliklinik Uygulaması" konulu Genelge çıkartılmış; bu düzenleyici işlemin iptali istemiyle açılan davada Danıştay 5. Dairesi, 2013/687 E. 2014/9867 K. sayılı kararı ile bu düzenlemeyi hukuka aykırı bulmuştur. Kararın gerekçesinde üst sınırı belirlenmeksizin kamu sağlık personeli için belirlenen çalışma süresinin üzerinde bir çalışma süresi öngören ve sağlık hizmetinin niteliğinden kaynaklanan nöbet usulünden ve vardiyalı çalışma şeklinden farklı ve bunlara ek bir çalışma biçimi tanımlayan Genelge hükümlerinin, personelin Anayasanın 50. maddesinde öngörülen dinlenme hakkını ihlal edici ve Avrupa Sosyal Şartında yer alan çalışma sürelerinin tedricen azaltılması taahhüdüne aykırı nitelikte olduğu belirtilmiştir.
Özetle;
1. Mesai dışında çalışma yapılması mevzuata göre mümkün görünmektedir.
2. Bu çalışmanın yapılması ancak gönüllülük esası ve hekimin talebi ile mümkündür.
3. Mesai dışında yaptırılacak çalışma eğer vardiya şeklinde yaptırılırsa bu mesai dışı çalışma olarak kabul edilmeyecek ve ek ödeme görece daha yüksek olan mesai dışı değil, mesai içi olarak hesaplanacaktır.
4. Bu çalışma eğer “surtime” dedikleri yani “fazla çalışma” olarak yaptırılırsa, mesai dışı çalışma kuralları uygulanacaktır.
5. Hekimlerin çalışma sürelerinin üst sınırı belirlenmeksizin ve dinlenme haklarını ihlal eder şekilde çalıştırılmaları Anayasa’nın 50. maddesine ve Avrupa Sosyal Şartı’na aykırı olacağı gibi sağlık hizmetinin niteliğini de olumsuz etkileyecektir.
Mesai dışı çalışma için görevlendirilecek hekimlerin istememeleri durumunda muvafakati olmadığını belirtmesi, bu konuda dayatma ile karılaşmaları halinde görevlendirme tebliğ yazısına şerh koyarak tebellüğ etmeleri veya bu olanağın tanınmadığı hallerde Başhekimliğe verecekleri dilekçe ile muvafakatlerinin bulunmadığını yazmaları yerinde olacaktır. Hukuka aykırı şekilde görevlendirilenlerin bu işlemin iptali istemiyle 60 gün içinde idare mahkemesinde dava açmaları mümkündür. Bu konuda hekimler, bağlı bulundukları ilin tabip odası hukuk bürosundan veya TTB hukuk bürosundan destek isteyebilirler.









