
HAKKIMIZ OLANI ALANA KADAR MÜCADELEYE DEVAM!
26 OCAK – 4 ŞUBAT 2022 BEYAZ NÖBETTEYİZ!!
8 ŞUBAT 2022 BEYAZ G(ö)REVdeyiz!!!
Geçinemiyoruz
Türkiye, bütün kaynaklarını yandaş holdinglere peşkeş çeken ekonomi politikalarının bedelini
hayat pahalılığı, enflasyon, işsizlik, zamlar, TL'nin değer kaybı olarak ödüyor.
Elektrik, doğalgaz, akaryakıt, bütün ihtiyaç maddelerine gelen zamlar, emeğiyle geçinen tüm
toplum kesimleri gibi bizlerin de alım gücünü sürekli olarak düşürüyor ve ay sonunu zor
getiriyoruz.
Hayat standartlarımızı koruyabilmek için artık iki, üç işte çalışmak da yetmiyor. Her geçen gün
daha yoksullaşıyor, daha çok borçlanıyor, yaşamakta zorlanıyoruz.
Sağlık “Reformu” Çöktü
Yıllarca “Hastane kuyruklarını kaldırdık” diye siyasi propaganda yapanlar şimdilerde ise günlerce,
haftalarca hastanelerden randevu bile alınamaması ile ilgili sessiz kalmaktadır.
İktidarın medar-ı iftiharı Sağlık “Reformu” tam anlamıyla iflas etmiş Sağlık Bakanı da dahil hiçbir
iktidar mensubu bu konuyu ağzına dahi almamaktadır.
Çöken sağlık sisteminin altında en çok ezilen ise biz hekimler olduk.
Mesleğimiz değersizleştirildi, emeğimiz ucuzlatıldı; kötü çalışma ortamlarında, ağır çalışma
koşullarında düşük ücretlerle çalışmaya zorlandık.
İktidarın “Reformu”nun tek kazananı “sağlığın patronları” olurken bizler özel hastanelerin
güvencesiz, geleceksiz çalışan ucuz işçilerine dönüştürüldük.
Mesleki saygınlığımızı hedefe koydular
İktidar sahipleri yıllardır “Hekimlerin eli hastaların cebinde”, “Doktor efendi dönemi bitti”
sözleriyle hastaları hekimlere karşı kışkırttı, mesleki saygınlığımızı yok ettiler.
Yirmi yıldır uygulanan “Sağlık Reformu” sonrasında “Sağlıkta Şiddet”, artık günlük yaşamımızın
bir parçası oldu.
Kamu veya özel farketmeksizin hastaneler, Aile Sağlığı Merkezleri (ASM), Toplum Sağlığı
Merkezleri (TSM), aciller, poliklinikler, servisler, ameliyathane önleri birer şiddet mekanına
dönüştü. Her gün saldırıya uğruyor; darp ediliyor, yaralanıyor, öldürülüyoruz.
Sabah evimizden çıkarken akşam evimize sağ salim dönebilmenin endişesini yaşıyoruz.
Her gün hiçbir dayanağı olmayan SABİM şikayetlerine cevaplar yazmak zorunda bırakılıyor;
liyakatsiz atanan yöneticilerin mobbingine uğruyor; komisyonların hukuksuz dayanaksız
kararları ile mesleğimizden alıkonuluyoruz.
Ağır çalışma koşulları, düşük ücretler, şiddet, mobbing, mesleki saygınlık kaybı mesleğimizi
çekilmez hale getiriyor, genç meslektaşlarımız okullarını bitirir bitirmez yurtdışına gitmeye
çalışıyor.
Onlar “Başarı Hikayesi” Anlatıyor, Biz Ölüyoruz
COVID-19 pandemisi iki yılı dolduruyor. Türkiye salgının bedelini en ağır ödeyen ülkelerden biri.
Vaka sayıları itibarıyla dünyada yedinci sırada yer alıyor. Ölüm sayıları resmi rakamlara göre dahi
85 bini geçti, gerçekçi tahminlere göre 250 bine yakın insanımızı kaybettik.
Salgının başlarında üç maskeyi dağıtmayı, aşıyı toplumla buluşturmayı yap(a)mayanlar; toplum
sağlığı için gerekli önlemleri almayanlar, şimdilerde ise bütün önlemleri kaldırdılar. Hemen her
şey salgın öncesine dönmüş durumda. Sağlık Bakanı ise tüm sorumluluğu topluma yükledi,
bütün bu yaşananların sorumlusu değilmiş gibi sadece tweet atıyor.
Pandeminin başından beri “SALGIN”ı değil “ALGI”yı yönetmeyi tercih edenler hala “başarı
hikayesi” anlatıyorlar. Oysa biz ölüyoruz…
Eksik, yanlış, tutarsız politikalar, alınmayan önlemler, yerine getirilmeyen tedbirler yüzünden
ölüyoruz!..
Karanlığa Karşı Önlüğümüzün Beyazına, Özlük Haklarımıza, Halkın Sağlık Hakkına Sahip
Çıkıyoruz
Türk Tabipleri Birliği olarak Ekim ayından bu yana özlük haklarımız ve geleceğimiz için yeni bir
eylem sürecindeyiz. Beş aydır haklarımız için sağlık kurumlarında ve alanlardayız.
23-27 Kasım tarihlerinde İstanbul'dan Ankara'ya “Beyaz Yürüyüş”te, 27 Kasım'da Ankara'da
“Beyaz Forum”da taleplerimizi dile getirdik.
Taleplerimizi karşılamasa, eşitsiz ve yetersiz de olsa hekimlerin ücretlerinde iyileştirme getiren
bir teklif bütün siyasi partilerin desteğiyle Aralık ayı başında Meclis'ten geçti. Bizatihi
Cumhurbaşkanı ve Sağlık Bakanı da kameraların önünde hekim ücretlerinin arttırılacağını
açıkladılar.
Sonra?..
Düzenleme önce Komisyona sevk edildi, sonra da tamamen geri çekildi. 15 Aralık'ta bütün
Türkiye'de, bütün sağlık kurumlarında G(ö)REV ile tepkimizi gösterdik. O gün bütün sağlık
kurumlarının bahçelerini beyaza boyadık, hekimlerin gücünü, birlik olduklarında seslerinin ne
kadar güçlü çıktığını duymak istemeyenlere haykırdık; bizi görmek istemeyenlere emeğimizin
gücünü gösterdik.
“Ocak ayıı ikinci haftasıda yeni bir düenleme getireceğz.” söüverildi yine tutulmadı
tutulmuyor.
Peki susacak mıı? Bizi oyalamalarıa izin verecek miyiz?
Emeğmizin, mesleğmizin karş .lı .ııistemekten vazgeçcek miyiz?
Hayır!
“Vazgeçmiyoruz; Oyalama Değil, Hakkımız Olanı İstiyoruz!”
diyerek emeğimize, geleceğimize sahip çıkmaya devam ediyoruz.
Hep birlikte devam ediyoruz.
Sonuç alıncaya kadar devam ediyoruz.
Uyarıyoruz: Emeğimiz ve haklarımızın karşılığını almak için mücadelemiz büyüyerek devam
edecek. Bu G(ö)REV, taleplerimizin yerine getirilmesi için yapacağımız son, tek günlük G(ö)REV
olacak. Başta öncelikli/acil olanlar olmak üzere bütün taleplerimiz kabul edilmediği takdirde
G(ö)REV eylemlerimiz devam edecek!
Hekimler İçin 10 Acil Talep
Kamu hastanelerinde göreve yeni başlayan pratisyen ve asistan hekimler için temel ücret
(maaş+ sabit ek ödeme) yoksulluk sınırının en az iki katından, uzman hekimler için yoksulluk
sınırının en az iki buçuk katından az olmamalıdır. Sabit ek ödemeler genel bütçeden
karşılanmalıdır.
Özel sağlık sektöründe çalışan hekimlerin sosyal güvenlik primleri “prim ödeme tavanı”
üzerinden çalıştıkları kurumlar tarafından ödenmeli; ücretleri en az yoksulluk sınırının iki katı
olmalıdır.
Aile hekimi maaşları en az yoksulluk sınırının iki katına yükseltilmelidir. Tüm Aile Sağlığı
Merkez’ binaları kamu tarafından inşa edilmeli aynı standartlarda donanımı kamu tarafından
sağlanmalıdır. 3 yıldan uzun süre görev yapan aile hekimi ya da aile sağlığı çalışanı tüm kamu
dışı ebe, hekim ve hemşireler kamu kadrosuna alınmalıdır.
OSGB'lerde çalışan işyeri hekimlerinin ücretleri Türk Tabipleri Birliğinin belirlediği asgari ücreti
üzerinden ödenmelidir.
Emekli Sandığı, SSK, Bağ-Kur farkı gözetilmeksizin bütün emekli hekim maaşları (25 yılda
emeklilik baz alınarak) pratisyen hekimler için asgari 15.000 TL, uzman hekimler için asgari
18.000 TL'ye çıkarılmalıdır.
Çalışma ortamlarımız ve koşullarımız iyileştirilmeli, başta asistanlar olmak üzere bütün
hekimlere, herhangi bir maddi kayıp olmadan (nöbet ücretinin kesilmesi vs.) nöbet ertesi izin
hakkı tanınmalıdır.
COVID-19 “illiyet bağı” aranmaksızın meslek hastalığı sayılmalı, Pandemide çalışılan her yıl için
120 gün yıpranma payı uygulanmalı, hekimler için ek gösterge 7.200 olmalıdır.
Sağlıkta Şiddet Yasası acilen TTB'nin önerdiği şekilde düzenlenmeli; cezalar tutuksuz
yargılanma ve “hükmün açıklanmasının geri bırakılması” olarak uygulamaya olanak veren
sınırların üzerine çıkarılmalıdır.
Tıbbi hatalarda kurumsal sorumluluğu görmezden gelerek hekimleri ödeyemeyecekleri
tazminatlara mahkûm eden uygulamaların önlenmesi için yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
Hekimleri de hastaları da mağdur eden, hekimlere karşı şiddet kaynağı olan, halkın sağlığını
tehlikeye atan 5 dakikada muayene dayatmasından vazgeçilmeli, hasta randevuları her
hastaya en az 20 dakika ayrılacak şekilde düzenlenmelidir.
EMEK BİZİM SÖZ BİZİM!
HAKKIMIZ OLANI ALANA
KADAR MÜCADELEYE DEVAM!









