
14 Mart Tıp Bayramı dolayısıyla bir açıklama yapan Samsun Tabip Odası Başkanı Dr. Murat Erkan, “Bugün tıp mesleğinin bilimsel çizgiye yönelişinin 191. yılı. Bizler insanın, toplumun, ülkenin çıkarlarını ve mesleğimizin çıkarlarını dengeli savunmak ve bu dengede mesleki prensiplerimizi sürdürmek durumundayız. Biz hekimiz, insana ve yaşama, kim olursa olsun, nerede olursa olsun, dil, din, renk, cins, siyasi görüş ayrımı yapmadan eşit hizmet ederiz. Bugün aynı zamanda içinde bulunduğumuz ortamın değerlendirmesini yapacağımız, sorunlarımızı kamuoyu ve yöneticilerimizle paylaşacağımız bir gündür. Bu bağlamda Türkiye sağlık ortamına ilişkin değerlendirmemizi paylaşmak istiyoruz.
14 FARKLI KALEMDE KATKI PAYI (CEPTEN ) ÖDÜYORUZ
Sağlıkta dönüşüm programıyla uygulamaya giren Genel Sağlık Sigortası ile ülkemizde prim sistemine dayalı yapı başlatılmıştır. Temel teminat paketi daraltılarak vatandaşlarımız hizmetler karşılığında ek ödeme yapmaya yöneltilmiştir. Bugün Bağ-kur prim borcu olan 4-5 milyon, yeşil kart iptalinden sonra gelir testine girmeyen 4-5 milyon daha olmak üzere toplamda 10 milyona yakın vatandaşımızın Genel Sağlık Sigortası kapsamı dışında kalacağı düşünüldüğünde bu durumun ne tür sıkıntılara yol açacağını kestirebilmek idareciler için çok da zor olmasa gerek. Bugün sağlık hizmetinden yararlanırken 14 farklı kalemde (istisnai sağlık hizmetlerinde 28) katkı payı(cepten ödeme) sözkonusudur.” Dedi.
HASTANE ARTIŞI ÖZELDE 107,4, ÜNİVERSİTEDE 40 , SAĞLIK BAKANLIĞI’NDA 11,8
Sağlık Bakanlığı’nın sağlık hizmetinin üretilmesinden değil, sağlık piyasasının denetlenmesi ve düzenlenmesinden sorumlu rol üstlendiğini belirten Erkan, “ 2002-2016 yılları arasında hastane artış oranları, özelde 107,4, üniversite hastanelerinde 40 iken Sağlık Bakanlığını bağlı hastanelerde artış oranı 11,8 de kalmıştır. Yani açılan her 10 hastanenin sadece 3 ü kamunundur.
Büyük umutlarla başlayan Kamu Hastaneleri Birlikleri üzerinden kamuda verimlilik ve maliyet etkinliğine odaklanan sağlık işletmeleri modeli yürütülememiş, zararıyla ziyanıyla terk edilmiştir. Aile Hekimliğinde hedeflenen aile hekimi başına 2000-2500 nüfus hedefi hala tutturulamamıştır.2015 yılı verilerine göre AH başına ortalama 3629 kişi düşmektedir. Sağlıkta Dönüşüm programının olmazsa olmazı sevk zinciri hala başlatılamamıştır.
Bir yıl içinde kişi başı hekime müracaat toplamda 2002 de 3,1 iken 2016 bu rakam 8,4 de çıkmıştır. OECD ülkeleri arasında kişi başı yıllık hekime müracaat sayısı bakımından Türkiye 33 ülke arasında 7. sıradadır. Birinci basamak için hekime müracaat 2002-2015 aralığı için 1,1 den 2 ye, 2. ve 3. basamakta ise 2,7 den 5,7 ye yükselmiştir. Birinci basamak sağlık hizmetleri etkin yürütülememektedir.” Diye konuştu.
MR CİHAZI BAŞINA GÖRÜNTÜLEME SAYISINDA” (14.214) TÜRKİYE BİRİNCİ SIRADA
OECD ülkeleri arasında yataklı tedavi kurumlarında “MR cihazı başına görüntüleme sayısında” (14.214) Türkiyenin birinci sırada olduğunu ifade eden Erkan, “Yataklı tedavi kurumlarında yatan her 1000 kişinin 143 üne MR çekilmiştir. Bu OECD ülkeleri arasındaki en yüksek rakamdır. 2015 yılında acil servislere 111 milyona yakın başvuru yapılmıştır. Acil servislerdeki yoğunluk acil kapasitesinin çok üzerinde seyretmektedir.
SAĞLIK HARCAMALARINDA BÜYÜK ARTIŞ
2004 yılında 18 milyar olan toplam sağlık harcaması 2016 da 119 milyara çıkmıştır. Sonuç itibarıyla 2004 yılında 18 milyar olan toplam sağlık harcaması 2016 da 119 milyara çıkmıştır. Ancak sağlık alanında emek veren hekimler başta olmak üzere tüm sağlık çalışanları bu artışa paralel iyileşme yaşamamıştır.
Kamu-Özel ortaklığı modeliyle ve Şehir Hastaneleri adıyla Entegre Sağlık Kampüsleri kurulmasına başlanmıştır. İlk aşamada 17 ilde planlanan yap işlet modeliyle işletilecek bu tesislerde, sağlık hizmetlerinden daha çok ve ağırlıklı olarak otelcilik hizmetleri ve müşteri memnuniyeti öne çıkarılmaktadır. Boyutları itibarıyla da fiziksel olarak daha karmaşık, daha pahalı ve riskli bir yapılanmanın önü açılmış olacaktır.” Şeklinde konuştu.
TIP FAKÜLTESİ SAYISI ARTTI NİTELİK ARTMADI
2002 yılından bugüne tıp fakültesi sayısı iki kat artarak 85’ e Ulaştığını bildiren Dr. Murat Erkan açıklamasını şöyle tamamladı: “ Toplam öğrenci sayısı da buna paralel artış göstermiştir. Pek çok fakülte altyapı ve öğretim görevlisi bakımından yetersizdir. Nicelikle birlikte nitelik artmamaktır.
Üniversite hastaneleri ve buralarda özveriyle çalışan öğretim görevlileri ekonomik zorluklar içinde sağlığa bilime hizmet vermeye çalışmaktadır. Özelde çalışan hekimler, bugün için şirket kurmak zorundadır.
Bu durum hekimlerin işçilikten kaynaklanan haklarının yok olmasına, aynı zamanda sosyal güvenlik haklarında zayıflamaya neden olmaktadır. Sağlık alanı, aşı karşıtlığı, doğum kontrolünün engellenmesi, kürtajın yasaklanması, helal kan ve ilaç üretimi, peygamber tıbbı, geleneksel alternatif tıp uygulamaları ve manevi şifa gibi bilimsel olmayan yönlere itilmeye çalışılmaktadır. Tıp mesleğinin bilimselliğe yönelişinin 191. yılında tıbbın alternatifinin konuşulması trajiktir. Konu sağlık olduğunda tıbbın alternatifi olmaz, olmamalıdır.
2016 yılında 1970 işçi iş kazaları ve meslek hastalıklarından yaşamını yitirmiştir. İş sağlığı ve güvenliği alanında etkin sağlık ve güvenlik hizmetleri hala getirilememiştir Sağlık alanında şiddet can alamaya ve can yakmaya devam etmektedir.
Sağlık Bakanlığı beyaz kod kayıtlarına bakıldığında her gün 31 sağlık çalışanı şiddete maruz kalmaktadır. Yazdığımız sayısız kahramanlık öyküleri çok bilinmese de, bizler ettiğimiz yeminin her zaman arkasında olacağız.
Bu duygu ve düşüncelerle tüm meslektaşlarımın Tıp bayramını kutluyor, sağlıklı yarınlarda, birlik beraberlik ve dayanışma içinde olmayı diliyorum.”
Kaynak: http://www.karadenizhayat.com/haber-samsun-tabip-odasi-ndan-rakamlarla-14-mart-mesaji-11044.html









